Yazarım

Köpekler

Ocak 9, 2016

Köpekler; İnsanın en iyi dostudur.

Gerçekten öyle mi?

Köpekleri severim. Ama biraz uyanık olmak lazım. İnsanın en sadık dostu imajını yüzlerce yıllık başarılı bir PR çalışması sonucu elde etmiş olmasınlar!

Şimdi buraya dikkat; bir konuda dikkatinizi çekmek istiyorum. Sadık ve sevecen olan bu hayvanların kurtlarla, tilkilerle ve çakallarla akraba olduğunu unutmayalım. Yani nasıl olurda bir ailedeki dört kuzenden üçü sivri zekaları ile her an insanın arkasından bir film çevirebilecekken, sonuncu kuzen halis muhlis, can dostu bir hayvan olabiliyor.

Ya arkadaş genetik diye bir şey var. Bence köpekler kuzenleri arasında en akıllı olanı. Bir gün dünyayı ele geçirebilecek bir zekaya, sabra ve stratejiye sahipler. İnsan ırkını uyutuyorlar.

Nasıl mı?

Örneğin televizyonu çok iyi kullanıyorlar. Yıllarca kod adı Lassie olan ajan ekranlarda insanlara sıcak ve samimi duygularla hizmet eden, onları çok seven bir figür olarak lanse edilmedi mi? Veya daha küçük yaşlardan itibaren bize köpekleri sevimli göstermeye çalışan Scooby Doo’ya ne demeli.

Pluto, Rin Tin Tin, Snoopy…

Başarıyla yürütülen bu algı operasyonu karşısında biraz sorgulayıcı olmanızı istiyorum.

Köpekler insanın korktuğunu anlar, nasıl? Korktuğumuzda salgıladığımız bir hormonun kokusunu filan alıyorlarmış. Bu kadar gelişmiş duyulara sahip bu hayvanların Rin Tin Tin gibi saf ve miskin olduğuna mı istiyorsunuz?

Kesin kendi aralarında ileri düzeyde iletişim kuruyorlar ve insanlara çaktırmıyorlar, insanların yanında sadece hav diyorlar. Örneğin sahibi tarafından parka götürülen iki köpek aralarında kesin şöyle konuşuyordur:

– Muhittin

– Hop

– Dün bizimkine patimi verdim, delirdi, delirdi.

– Hahaha, saf bunlar ya, biraz ilkel yaratıklar ama seviyorum bunların bu şaşkın hallerini.

 

Bir de şu var, bize vermeye çalıştıkları mesajları doğru anlıyor muyuz?

– Alo, Osman abi?

– Evet

– Benim Kamil, karabaş diyorlar ya, hah işte o kısa kuyruk.

– Söyle Kamil, fazla vaktim yok, aşıya gideceğim.

– Abi ne olur yardım et bana, bu beni küçük sahip var ya, Berkcan manyağı, yav ne yaptıysam herifi benden uzaklaştıramadım. Geçen yüzünü yaladım, “Heyy Karabaş bana iyice ısındı” dedi. Onu geçtim, dün bisikletinin tekerine işedim, bu sefer de “Karabaş beni sahipleniyor” demez mi?

Renk körü olduklarını söyleyen bilim adamları var. Nerden biliyorlar? Bir dönem köpek mi oldular ki nasıl gördüklerini biliyorlar?

Köpekler isteseler bizle konuşurlar ama bence henüz hazır olmadığımızı düşünüyorlar. Bize evcilleştiklerini göstereli birkaç bin yıl oldu. Konuştuklarını görürsek fena afallayabiliriz.

Ama bir yandan günlük hayatımızdan rol çalmaya, bizi ele geçirmeye devam ediyorlar. Etrafınıza bir bakın; avcı, polis, yaşlı bakıcısı, bekçi, arama-kurtarma köpekleri. Daha nice meslek sahibi köpekler karın tokluğuna çalışarak kendilerini geliştiriyorlar, uzun vadeli stratejilerini uyguluyorlar.

Ama gün gelir de insanlara karşı üstünlüğü ele geçirirlerse bize tasma takar, kulağımıza etiket takar, saçlarımızı, kıllarımızı kırparlar.

Köpeklerin nüfuz kazanmasından nemalananlar da var tabi, köpek maması üreticileri, veterinerler… Onlar bugün için uzak gözüken tehlikeye aldırmadan para için kendilerini bu hayvanlara adadılar ama gün gelirde rızaları dışında yapılan iğnelerin hesabı sorulursa gelip de bana ağlamasınlar.

19.yy. ünlü Amerikalı şair Emily Elizabeth Dickinson demişki; “Köpekler insanlardan daha iyidir, çünkü bilirler ama bildiklerini yüzünüze çarpmazlar”. Amerikalı bacımız köpekleri överken bir açıklarını da istemeden ortaya koyuyor, dobra değiller, dürüst değiller. Sırf çıkarları uğruna doğruyu söylemiyorlar.

Neyse, ben uyarımı yaptım, misyonumu tamamladım. Umarım yanılıyorumdur.

Ama severim köpekleri, uyanık olmam yanlış anlaşılmasın 🙂

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply