Gezerim

Slovenya

Ağustos 23, 2015

Bu yazının amacı Slovenya’yı gezmek isteyenlere kendi gezi güzergahımı ve tecrübelerimi aktararak Slovenya nasıl bir yer, nereler gezilir, nerede kalınır gibi sorulara cevap bulmak amacıyla fikir vermektir. Temmuz 2014’te gerçekleştirdiğim gezi için Türkiye’den az sayıda tur şirketinin gezi düzenlediğini gördüm, ancak bu turların tamamı sadece Slovenya turu şeklinde değil, Slovenya ile birlikte Hırvatistan ve İtalya gibi komşu ülkeleri de kapsayacak şekildeydi. Halbuki ben kısıtlı zamanımda Slovenya’yı kısmen gezip bir başka ülkeye geçmek değil, Slovenya’yı mümkün olduğunca detaylı olarak gezmek istiyordum. Ayrıca tur şirketleri yerine kendi programımı kendim yapmak, gezeceğim ülkeyi sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan önceden araştırarak hazırladığım programıma göre gezmek bana daha büyük keyif vermektedir. Lafı daha fazla uzatmadan Slovenya gezimi anlatmaya başlıyorum.

1. Gün

26.07.2014 Cumartesi sabahı eşim Hatice ile birlikte Slovenya havayolu şirketi Air Adria’nın saat sabah 5’teki uçağı ile Slovenya’nın başkenti Ljubljana’na uçtuk. Uçuş yaklaşık 1 saat 45 dakika sürdü. Ljubljana’ya vardığımızda hava kapalı ve aralıklarla yağmur yağıyordu. Şunu belirtmeliyim ki Slovenya gezim boyunca her gün yağmur yağdı. Ancak yağış her gün sabah ve akşamları saatlerinde peşimizdeydi. Öğlen saat 12 gibi açan güneş ile birlikte akşam saat 7’ye kadar sıcak ancak bunaltmayan bir hava vardı.

Not: Slovenya’ya hangi mevsim giderseniz gidin şemsiyenizi yanınıza almayı unutmayın. Ayrıca yaz aylarında yapılan geziler de bile mutlaka yanınıza serin havalara uygun kıyafetler almanızı öneririm.

Gezimiz boyunca hava sıcaklığı geceleri 17-18 dereceye kadar düştü ve gündüzleri 28-29 dereceye kadar çıktı.

Havaalanından daha önceden internetten kiraladığımız aracı teslim aldık. Aracı Atet firmasından kiraladık. Firmanın fiyatları oldukça uygundu. Havaalanından çıkınca doğruca ülkenin kuzeydoğusundaki Maribor şehrine gittik.

Maribor

Ljubljana ile Maribor arası yaklaşık 130 km.

Not: Ülkenin tüm önemli merkezleri arasında otoyol bulunmaktadır. Mesafeler ülkemiz ile kıyaslandığında oldukça kısa ve yollarda güzel olduğu için ülkeyi araba ile gezmek mantıklı.

Maribor yaklaşık 115 bin nüfusu ile Slovenya’nın ikinci büyük şehridir. Şehrin ortasından Drava nehri geçmektedir ancak nehrin hemen kenarında vakit geçirilebilecek güzel kafeler bulunmaması eksikliktir.

Maribor’da ilk önce kahvaltı edebileceğimiz bir yer arayışına girdik. Şehrin ana meydanındaki bir kafede damak zevkimize uygun ayçöreği, poğaça gibi yiyecekler bulabildik. Daha sonra meydana yaklaşık 600 metre mesafede Franciscan Kilisesi’nin önündeki turizm bürosuna giderek eski şehrin haritasını aldık. Görevlilerden özellikle gezilmesi gereken yerler hakkında tavsiyeler istedik.

Maribor 1

Not: Slovenya’nın gezdiğimiz büyük küçük tüm kasabalarında turizm bürosu bulunmaktaydı. Turizm bürolarından son derece doyurucu bilgi almak mümkün.

Not: Ülkede İngilizce bilme oranı çok yüksek. Sadece turizm bürolarında değil, alışveriş, yemek, yol sormak gibi nedenlerle diyaloga girdiğim herkes çok iyi derecede İngilizce konuşuyordu.

Turizm bürosunun önünden başlayarak sırasıyla Franciscan Kilisesi, Maribor Kalesi ve Müzesi, sinagog, su kulesi, eski şarap evi, adalet kulesi ve ana meydandaki belediye binası ve Plague Kolunu’nu  gezerek eski şehir gezisini tamamladık. Yürüyerek yapılan bu gezi yaklaşık 2-3 saat sürmektedir. Sinagog, su kulesi ve adalet kulesini gezmeyi tavsiye etmiyorum. Maribor Kalesi ve Müzesi kültür turu sevenler için gezilmesi gereken yerler. Eski şarap evi ise Drava nehri kenarında bulunan 2 katlı bir bina ve binanın dışını saran asmaları ile dikkate değer. Söylenene göre buradaki asmalar 450 senelik olup dünyanın en yaşlı asmalarıdır ve bu durum guinness tarafından tescil edilmiş. Eski şarap evinde dileyenler şarap tadabilir ve satın alabilir. Gezi sırasında mola vermek isteyenler Maribor kalesinin bulunduğu Grajski Meydanı’ndaki kafeleri tercih edebilir.

Maribor’u gezmenin bir başka yolu da turizm bürosunun önünden kalkan lastik tekerli trenlerdir. Yaklaşık 45 dakikalık tur ile eski şehir ve Drava nehrinin kenarı gezmek mümkün.

Yerel saat ile sabah 9 gibi geldiğimiz Maribor’da gezilmesi gereken yerleri öğlen saat 1 gibi tamamladık. Şunu belirtmeliyim ki Maribor Slovenya’nın turistik şehirlerinden biri değil. Ülkenin doğusunu da görmek ve turistik olmayan bir şehirde gündelik hayatı gözlemlemek için bir alternatif olarak değerlendirilebilir, ancak Slovenya için ayıracağınız zamanınız az ise Maribor’u gezi listesine almamak gerekir.

Geceyi Maribor’da geçirecektik ve daha önceden internetten kiraladığımız ev sahibi ile saat 1’de evin önünde buluşarak anahtarımızı teslim aldık. Slovenya’da ev kiralamak otellere göre daha ekonomik. Ayrıca çok merkezi lokasyonda tutulacak evler ile şehri yürüyerek gezebilirsiniz. Drava nehri kenarında tuttuğum ev ana meydana sadece 3 dakika yürüme mesafesindeydi.

Ptuj

PtujÖğleden sonrayı değerlendirmek için yaklaşık 30 km mesafedeki Ptuj kasabasına gittik. 23 bin nüfuslu bu küçük kasaba temiz ve sakin sokakları ile huzur verici. Meydanında yer alan saat kulesi, kilise, şehir tiyatrosu ve Orpheus heykeli’ni gezdikten sonra kaleye doğru tırmanışa geçtik. Yokuş sokaklar ve merdivenleri tırmanarak kaleye ulaştık. Kale’den şehrin manzarası güzel. Kale ile birlikte Ptuj turumuzu da tamamladık. Maribor’a dönünce eski şehrin kurulu olduğu nehrin kuzey yakasının hemen karşısında yer alan alışveriş merkezine uğradık.

2. Gün

Not: Pazar günü merkez çevresindeki marketler, alışveriş merkezleri ve dükkanlar kapalı. Sadece şehir merkezindeki kafe ve restoranların, turistlere yönelik dükkanların açık olduğunu unutmayınız.

Öncelikle önceki gün kahvaltı yaptığımız kafeye gittik. Ancak pazar günü olması nedeniyle taze yapılmış hiçbir ürün bulamadık. İsteğimiz üzerine yağda peynirli yumurta yapıldı. Kahvaltı sonrası Ljubljana’ya doğru yola çıktık.

Celje

celje

Ljubljana’ya yolu üzerinde Celje kasabasındaki Celje Kalesi’ne gittik. Celje Maribor arası 53 km. Tarihi 14. yüzyıla dayanan Celje Kalesi Celje kasabasına tepeden bakıyor. Vakti olanlar için kale görülmeye değer. Ancak kasabaya gitmeye gerek yoktur. Arabayla tur attığımız kasabada arabadan inip gezmeye değer bir şey ile karşılaşmadık.

Ljubljana

Celje’den 78 km daha yol aldıktan sonra başkent Ljubljana’ya vardık. Slovenya’nın en büyük şehri olan Ljubljana’nın nüfusu yaklaşık 280 bin kişidir. Şehrin ortasından su kanalları geçmektedir. Kanal’ın kenarı büyük ölçüde Eskişehir’de Porsuk Çayı’nın kenarında olduğu gibi yeşillendirilmiş ve oturmak için taştan basamaklar yapılmıştır. Şehrin en önemli meydanı olan Preşeren Meydanı da kanalın kenarında olup, meydana yakın yerlerde kanal kenarlarında kafe ve restoranlar yer almaktadır.

Ljubljana 2

Ljubljana oldukça yeşil bir şehir. Şehirde son derece huzurlu bir hayat devam etmektedir. İnsanların oldukça medeni olduğu şehirde korna sesi duymak mümkün değil, insanlar arabalarını şehirde hız limitleri içerisinde sürmekte, ortalıkta bir tane polis görülmemektedir. Ayrıca şehirde bisiklet kullanımı oldukça yaygındır. Şehrin birçok yerinde bisiklet yolları mevcuttur. Bisikleti olmayanlar için birçok noktada bisiklet kiralama istasyonu bulunmaktadır. Çok düşük bedelle bisiklet kiralayabilmek için “en.bicikelj.si” internet adresine uğrayarak bilgi alınabilir.

Preşeren meydanında su kanalının üzerindeki üçlü köprünün hemen karşı tarafında yer alan turizm bürosuna uğrayarak Ljubljana turumuza başlıyoruz. Turizm bürosundan 10 Euro karşılığında 5 saatliğine elektronik rehber kiralamak mümkün. Kiralanan mp4 player ile eski şehirde gezilecek 15 önemli nokta çeşitli dillerde anlatılmaktadır. Maalesef henüz Türkçe seçeneği bulunmayan elektronik rehber için yabancı dil bilmek gerekiyor. Elektronik rehber dışında her sabah 10’da başlayan gerçek rehberli turlara katılınabilir. Turizm bürosundan ayrıca haftanın her günü ülkenin farklı bölgelerine gerçekleştirilen günübirlik turlar hakkında da bilgi alınabilir.

Elektronik rehber hem yürüyerek gezilecek eski şehir için yürüyüş güzergahını tarif etmekte, hem de gezi noktaları detaylı olarak anlatmaktadır. Yaklaşık 3-4 saat süren tur ile üçlü köprü, Preşeren Meydanı, Franciscan Kilisesi, Kasaplar Köprüsü, Ejderha Köprüsü, Kongre Meydanı, Parlamento, Ljubljana Üniversiesi, Tivoli Parkı, Ljubljana Kalesi, Opera Binası, Ayakkabıcılar Köprüsü, Florjana Kilisesi, St. Jakoba Kilisesi, Vegova Sokağı, Belediye Binası ve Meydanı gezilmektedir.

Şehre tepeden bakan kaleye çıkmak için ya Belediye Binası’nın olduğu meydandan kalkan lastik tekerli trene binmek, ya da füniküleri kullanmak gerekmektedir. Biz tren ile çıkıp füniküler ile inmeyi tercih ettik. Füniküler şehrin mekezinde yer alan Kasaplar Köprüsü’ne yakın bir yere inmektedir.

ljublıyana 4

Ljubljana’yı bir gün içerisinde gezmek mümkündür, ancak biraz yorucu olacağından rahat yürüyüş ayakkabıları giymekte fayda var. Yorucu bir günün ardından akşam yemeğini nehrin kenarındaki restoranlardan birinde yedik.

Not: Slovenya mutfağı diye bir şeye şahit olmadık. Varsa bile dikkatimizi çekmedi. Sıklıkla İtalyan yemekleri yenilmektedir. Ülkenin büyük şehirlerinde dönercilere de rastladık ama hiçbirine gitmedik.

Ljubljana’da konaklamayı yine internetten kiraladığımız evde yaptık. Şehirde meydana yakın yerlerde arabayı park etmek sıkıntılı. Bu nedenle araba ile seyahat edenlerin benim yaptığım gibi araç park yeri bulabilecekleri, Preşeren meydanına nispeten uzak ama yürüyerek bile ulaşılabilecek mesafede ev tutmaları gerekmektedir. Ben meydana 1,1 km mesafede bir ev tuttum. Ev ile meydan arasındaki mesafenin yarısını araba ile gidip, mümkün olan en yakın noktaya arabayı park ederek, yayan olarak gezilerimi gerçekleştirdim. Konaklama ile ilgili tavsiye almak isteyenler benle irtibata geçebilirler.

3. Gün

Ljubljana’da su kanalındaki kafelerden birinde kahvaltımız yaptık. Kuşlar kahvaltı sırasında masamızın etrafına toplandılar. Avucunuza bir parça ekmek alıp uzattığınızda hemen bir kuş gelip avucunuzdan ekmeği alacaktır.

Kahvaltıdan sonra Ljubljana’da Metelkova bölgesine gittik. Metelkova gençlerin hakim olduğu, yarı illegal ancak oldukça turist çektiği için devletin pek müdahale etmediği barları, galerilerin, stüdyoların bulunduğu bir bölge. Oldukça ürkütücü bir görüntüsü var, ancak Ljubljana’ya kadar gelip burayı görmemek olmaz. Preşeren meydanından yaklaşık 15 dakikalık yürüme mesafesinde.

Metelkova’yı gördükten sonra su kanalındaki tekne turlarından birine katılmak üzere Kasaplar Köprüsü’ne gittik. Kanal üzerinde birçok noktadan tekne turuna katılmak mümkün. Genellikle 1-1,5 saat aralıklarla hareket eden teknelerin turu 50 dakika sürmektedir. Tekne şehir merkezinden geçerek güneye doğru devam etmekte ve kısa sürede binaların arasından çıkmaktadır.

Ljubljana 3

Tekne turu sona erip tekrar Kasaplar Köprüsü’ne döndük. Kasaplar Köprüsü’nün bir özelliği sevgililerin buraya üzerinde isimlerinin yazılı olduğu asma kilit takarak anahtarını nehre atmalarıdır. Bu sayede sevgilerinin sonsuza dek devam edeceğine inanılmaktadır.

Metelkova ve kanal turu derken saat 11:30 oldu. Atladık arabamıza ve muhteşem bir doğası olduğunu öğrendiğimiz Bled Gölü’ne doğru yola çıktık.

Bled Gölü

Bled Gölü Ljubljana’ya 54 km mesafede, dağların arasında çok güzel bir göldür. Slovenya’ya gidenlerin öncelikle görmeleri gereken bir yerdir.

Bled gölüne vardığımızda önce araba ile gölün çevresinde bir tur atarak gölün etrafını gezdik. Daha sonda gölün kenarında, ancak oldukça yüksek bir tepede bulunan kaleye giderek hem kaleyi gezdik, hem de Bled Gölü’nün güzel manzarasını seyrettik.

Kaleden sonra göl kenarına indik. Gölün çeşitli yerlerinde pletna adı verilen kürekli 12-15 kişilik tekneler ile gölün ortasındaki adaya gidilmektedir. Biz de bir pletnaya binip adaya gittik. Pletna ile adaya ulaşmak 20-25 dakika sürmektedir. Adada 30 dakika zaman geçirdikten sonra aynı pletna ile göl kenarına geri döülüyor. Pletna ile adaya gidip geri gelmek için adam başı 12 Euro ödeniyor. Adaya gitmek veya gölde gezmek için kendiniz bir kayık kiralayabilirsiniz. Yazın gölde yüzülebilir.

bled

Adada bir kilise bulunmaktadır. Kilisenin çanı sürekli çalmaktadır. Bunun nedeni dilek tutarak kilisenin çanını çalanların dileklerinin gerçekleştiğine dair anlatılan hikayedir.

Kale, gölde gezinti ve adayı gezdikten sonra Bled gölünün kenarındaki restoranlardan birinde yemek yiyebilirsiniz. Burada esas söylemek istediğim bölgede meşhur olan kremşnita adı verilen tatlının denenebilecek olmasıdır.

Bled Gölü’nden ayrılmadan önce dileyenlerin yapabilecekleri son bir aktivite daha bulunmaktadır. Göl kenarındaki bir yamaca kurulan yaz kızağı (veya hava kayağı) çok eğlenceli bir aktivite. Yamaca telesiyej ile tırmanılmaktadır. Yamaçtan aşağı kıvrılarak inen metal bir ray üzerinde kayan kızağa binmek çok keyifli. Bir kere deneyince birkaç kez daha binmek isteyeceksiniz.

kayak

Böylelikle Bled Gölü gezimizi tamamlayarak, akşam yemeği ve geceyi geçirmek üzere Ljubljana’ya geri dönüş yoluna koyulduk. Saat 19:00 olmasına karşın yaz mevsimi nedeniyle henüz hava aydınlık olduğundan Bled’e sadece 6 km uzaklıktaki ve Ljubljana yolu üzerindeki Radovljica kasabasına uğradık.

Bled Gölü dışında bölgede Bohinj Gölü bulunmaktadır. Bled gölünden 29 km daha ötede olan Bohinj Gölü, Bled Gölü turistler nedeniyle daha kalabalık olduğundan Slovenler tarafından daha çok tercih ediliyormuş.

Radovljica

Radovljica küçük ama temiz ve sevimli bir kasaba. Aslında bu durum Slovenya genelinde geçerlidir. Gezimiz boyunca hangi köy veya kasabadan geçtiysek, turistik olsun veya olmasın tüm yerleşim yerlerinin son derece temiz, bakımlı ve güzel olduğunu gördük. Radovljica’da bunlardan bir tanesi. Eski şehir araç trafiğine kapalı. Aracınızı eski şehrin hemen bitişiğindeki park alanına bırakabiliyorsunuz. Park alanında bulunan seyir terasından yemyeşil bir vadiyi seyredebiliyorsunuz.

Eski şehrin girişindeki turizm bürosundan aldığımız harita bize eski şehrin sadece 200-250 metre uzunluğundaki avlu benzeri bir sokaktan oluştuğunu gösterdi. Sokak üzerinde sağlı sollu binalardan en önemlileri müze binası, kilise ve zencefilli çörek yapılan Lectar Evi’dir. Lectar evinde zencefilli çörek yapımını gösteren workshop’a katılabilirsiniz.

Radovlica

Radovljica’ya sadece bir saat ayırmak yeterlidir. Vakti olmayanlar Bled Gölü’nden sonra doğrudan Ljubljana’ya geçebilirler.

Ljubljana’da hem akşam yemeğini yemek, hem de biraz dolaşmak için şehri dışındaki BTC City’e gittik. Burası mağazaların, marketlerin, restoranların, sinemaların, spor merkezlerinin ve kumarhanenin bulunduğu açık alana yayılmış geniş bir alışveriş merkezi. Merkezde bir de Atlantis adında su parkı var. Ljubljana’da fazladan bir gün geçirecekler günlerini bu su parkında değerlendirebilir. Açıkçası su parkı dışında başka bir cazip özelliği bulunmayan BTC City’de akşam yemeğimizi yedikten sonra eve giderek istirahata çekildik.

4. Gün

İki gece Ljubljana’da kaldıktan sonra 4.gün sabahı bavullarımızı toplayarak evden ayrıldık. Kanal kenarında kahvaltımızı yaptıktan sonra rotamızı ülkenin batı tarafına çevirdik. İlk hedefimiz Ljubljana’ya 64 km mesafedeki Predjama Kalesi ve mağarasına gitmek.

Predjama ve Postojna

Not: Predjama ve arkasından gittiğimiz Postojna’ya gidecekler mutlaka sıkı giyinmeliler. Girdiğimiz mağaralarda yıl boyunca sıcaklık 7-9 derece.

Predjama Kalesi ve Mağarası ile Postojna Mağarası ve Müzesi (müze dediğim mağarada yaşayan tuhaf küçük canlıların sergilendiği bir yer) bir bütün olarak düşünülmekte ve birlikte pazarlanmaktadır. Predjama ve Postojna arası 12 km olup, biz gezimize öncelikle ana yola daha uzak olan Predjama’dan başlamayı tercih ettik. Predjama’da Predjama Kalesi ve Mağarası ile Postojna Mağarası ve Müzesini, yani 4 ayrı gezi noktasını paket olarak satın alabileceğimiz alternatifler sunulmaktadır. Biz gezmeye geldiğimiz için dördünü de satın aldık. Ancak Predjama Kalesi ve Mağarası ile Postojna Mağarası’nın mutlaka gezilmesi gerektiğini düşünmekle beraber, Postojna müzesi için çekimser oy kullanıyorum.

Predjama Kalesi ilk bakışta Sümela Manastırını anımsatmaktadır. Kale dik bir yamacın üstüne, daha doğrusu içine yapılmıştır. Kaleyi kiralayabileceğiniz elektronik rehber ile gezmeniz mümkün.

predjama

Kalenin altından başlayıp kalenin arka taraflarından yukarıya doğru tırmanılarak kale seviyesinden daha yüksek bir noktada çıkış yapılan Predjama Mağarası’nı gezmek için ise rehberli tur saatlerini beklemek gerekiyor. Mağaraya girmeden önce herkese dağıtılan fenerli baretler ile gezi yapılmaktadır. İçeride herhangi bir aydınlatma sistemi olmayan mağara ancak bu fenerler ile gezilebilmektedir. Mağara içerisinde yer yer çok dik merdivenler bulunmaktadır ve mağarada bol miktarda yarasa yaşamaktadır.

postojnaPredjama Kalesi ve Mağarasını gezdikten sonra araba ile Postojna’ya gittik. Postojna’da da mağara ancak rehber eşliğinde yapılan turlara katılarak gezilebimektedir. Postojna Mağarası oldukça büyük ve geniş bir mağara. Mağara girişinde binilen elektrikli tren ile mağaranın 1-2 km içine kadar girdikten sonra rehber eşliğinde yürüyerek mağara gezilmekte ve tur sonunda tekrar tren ile mağaradan çıkış yapılmaktadır.

Postojna Müzesi ise yukarıda da belirttiğim gibi mağarada yaşayan canlıların sergilendiği bir alan. Sadece bu mağarada yaşayan 20-25 cm uzunluğundaki bir canlının da sergilendiği bu alanı tavsiye etme konusunda kararsızım. Oraya kadar gittikten sonra bunu da görmeden olmaz mantığı ile gezdim, ancak içeride tatmin edici bir şey ile karşılaşmadım.

Predjama ve Postojna’da rehberli tur saatlerini de beklemek dahil olmak üzere yaklaşık 5 saat zaman geçirdikten sonra son gecemizde kalacağımız, Adriyatik kıyısındaki Piran şehrine hareket ettik.

Piran

Kısa bir sahil şeridi olan Slovenya’da ortaçağ mimarisini koruyan tarihi ve turistik değerleri olan Piran’a gitmek üzere Postojna’dan 75 km batıya yol katediyoruz. Piran bir yarımada üzerine kurulmuş küçük bir şehir. Daracık sokakları nedeniyle şehre turistlerin araba ile girmesi yasak. Arabayı şehrin girişindeki otoparka bırakarak şehre yayan olarak giriyoruz. Bu durum büyük bavulları olan turistler için sıkıntılı anlar yaşanması anlamına gelmektedir. Arabanın park edildiği otopark şehre doğru inen bir yokuş üzerinde olup, şehirden otoparka gidiş bavullarla birlikte eziyete dönmektedir.

piran 2

Gezimize dönecek olursak öncelikle şehrin merkezi konumundaki Tartini Meydanı’na gidiyoruz. Meydandaki turizm bürosundan harita ve gerekli bilgileri aldıktan sonra eski şehirde Tartini Meydanı’nı, St. George Kilisesi’ni, Venedik evini, şehir surlarını, deniz fenerini ve marinayı gezdik. Eski şehri gezmek yaklaşık 1,5 saat sürdü. Şehir güzel kafe ve restoranlara sahip. Akşam yemeğini Tartini Meydanı’nda yedikten sonra yarımadanın etrafında yürüyüş yaparak günü tamamladık. Kiraladığımız ev deniz kenarında olup, muhteşem bir manzaraya sahip terası bulunduğundan gece terasın keyfini çıkardık.

5. Gün

Gezimizin son gününde Piran’da daha fazla vakit geçirmek yerine Slovenya’nın keşfedilmeyi bekleyen bir başka yerine gitmeye karar verdik. Piran mimarisiyle ve manzarasıyla çok etkileyici bir şehir. Ancak deniz kenarı olmasına rağmen neredeyse hiç plajı bulunmamaktadır. Sadece 50-100 metre genişliğinde taşlık bir plajda insanlar denize girebilmektedir.

Araba ile önce 3 km ötedeki Portoroz’a gittik. Portoroz bir oteller ve kumarhane bölgesi. Deniz turizmi için Slovenya’ya gidenler Portoroz’u tercih etmelidirler. Ancak Türkiye’deki sahiller dururken Portoroz’a gitmeyi gereksiz buluyorum. Portoroz’da araba ile bir tur attıktan sonra Idrija’ya doğru yola çıktık.

Idrija

Piran’dan 122 km uzaklıkta olan Idrija kasabası Ljubljana’ya 57 km mesafededir. Otoyola yaklaşık 30 km mesafedeki Idrija’ya ulaşmak için otoyoldan çıktıktan sonra kullanılan yolun son 15 km’si oldukça virajlıdır.

Idrija’da görülmeye değer iki yer bulunmaktadır. Bunlardan ilki Idrija Kalesi, diğeri ise civa madenidir. Civa madeni için rehberli turlara katılmak gerekmektedir ve rehberli turlar her gün saat 10:00 ve 15:00’te, ayrıca cumartesi ve pazar günleri saat 16:00’da yapılmaktadır. Bu nedenle Idrija’ya gidişinizi bu saatlere göre ayarlamanız gerekmektedir. Maden turu yaklaşık 1,5 saat sürmektedir.

idrija

Maden turu için zamanımız olduğundan öncelikle kaleyi gezdik. Kalede çeşitli kayalar, fosiller, Idrija’lı ünlüler, madencilik ve ormancılık ile ilgili ekipmanlar, Idrija’da yaşam gibi farklı içerikte bölümlerin olduğu bir müze bulunmaktadır.

Civa madeni dünyada halen ayakta olan 2. en eski maden. 500 yıl faaliyette olan madende, düşen civa fiyatları nedeniyle birkaç yıl önce üretim durdurulmuştur. Madeni gezisi öncesinde 15 dakikalık bir tanıtım filmi izletilmektedir. Daha sonra herkese birer mont ve baret dağıtılarak maden gezilmektedir. Rehberin detaylı anlatımı ile maden ilgi çekici ve mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri. Anlatım dilinin İngilizce, Almanya ve Fransızca olduğunu hatırlatmak isterim.

Not: Mağara gezileri için geçerli olan kalın giyinme gereksinimi Idrija Madeni için de geçerlidir.

Bizim zamanımız dolduğu için akşam yemeğini yemek ve havaalanına gitmek için Idrija’dan ayrılarak Ljubljana’ya gittik. Vakti olanlar için Idrija’ya 57 km mesafedeki Kobarid’e gitmelerini tavsiye edebilirim. Bölgede güzel bir doğa yürüyüşü ile Kozjak Şelalesi’ni görmek mümkün.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply